Yine okula gittiği bir gün eve dönüş yolunda çantasından garip bir koku geldiğini fark etti. Çantasını açıp baktığında, kitaplarının arasında çürük bir “soğan” olduğunu gördü. Soğan iğrenç kokuyordu. Öyle iğrençti ki, bu koku yüzünden bir “fil” bile bayılabilirdi. Demir, soğanı çöpe attı. Eve gittiğinde de tüm kitap ve defterlerini teker teker temizledi. Çantasını da iyice sildi ve havalandırdı.
Akşam yemeğinden önce ödevlerini bitirmişti. Yemek sonrasında herkesle birlikte annesinin pişirdiği “pastadan” bir dilim aldı ve odasını gideceğini söyledi. Odasından bir yandan pastasını yerken bir yandan da bu sıkıntılı duruma karşılık ne yapacağını düşünmeye koyuldu. Bugün çantasına çürük bir soğan koymuşlardı. Pekiyi, yarın ne koyacaklardı? Bunu kim koymuştu? Kimse görmemiş miydi? Gören biri varsa niye söylememişti? Bunu yapan sınıftan biri miydi? Yoksa sınıf dışından biri ders arasından mı koymuştu?
Kafasında bir sürü soru dolaşırken uykusunun geldiğini fark etti. Bu olayın etkisiyle biraz gergindi. Ama diğer taraftan da ilginç bir biçimde tüm bu sorular ve merakı yüzünden muzurca bir keyif de almıyor değildi. Kafasında birçok cevapsız soruyla uykuya daldı...
Berke CAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder