Öyle bir haber kanalı düşünün ki her haberinde mutlaka bir yalana başvursun. Yeterli izleyici toplamak için basit haberleri bile olabildiğince büyüterek, türlü türlü yalanlar söyleyerek, insanları aldatan bir haber kanalını ve yıllar boyunca kimsenin bunu fark etmediğini düşünün. Ve bu haber kanalının hırslı ve bir o kadar da yetenekli sunucusunu. Tüm izleyicilerini bu yalanlar ve sunucunun müthiş ikna edici konuşmasından kazanan bu kanalın bir gün tüm sırları ortaya çıkarsa ne olur dersiniz?
***
Kamerasıyla sokağın başında bekleyen ve kışın ortasında kayıp düşen insanları çekmek için fırsat kollayan Anıl, omzunun üstündeki kamerayı sıkı sıkıya tutarak bir iki adım yerini değiştirdi. Aynı zamanda eğer bu haber için düzgün çekimler yapamazsa patronunun ona ne kadar kızacağını düşünüp korkuyordu. Henüz işe başlayalı iki hafta olsa da fazlasıyla çalışmış, fazlasıyla hata yapmış ve fazlasıyla azar işitmişti. Bu nedenle bu günü başarıyla atlatırsa çok memnun kalacaktı.
Yarım saat süren yorucu bekleyişin ardından tam vazgeçecekken uzun yokuşlu yolun tepesinde gördüğü kişiyle kamerasının kayıt tuşuna basmış ve daha iyi görebileceği bir yere geçmişti heyecanla. Yaşlı kadın elindeki poşetlerle dikkatlice yürümeye çalışsa da buz tutmuş yolların kayganlığı yüzünden ayağı kaymış elindeki poşetlerle birlikte yere düşmüştü. Poşetlerin içindeki meyveler yerlere saçılırken Anıl bakışlarını kameradan yaşlı kadına çevirmiş gidip yardım etmeli miyim diye düşünmüştü, burada durup kadını kameraya almak onu oldukça rahatsız hissettirmişti çünkü. Yaptığı çekimin yeterli olacağını düşündüğü an kamerayı çantasına koyarak hızlıca yaşlı kadının yanına ilerledi. Kadın arada sırada inleyip sırtını tutarak yere düşen poşetleri topluyor aynı zamanda söyleniyordu. Anıl yerde duran poşetlerden birini alıp etrafa saçılan limonları poşete koyarken kadına seslendi:
‘Oldukça tehlikeli bir yol değil mi?”
‘Evet, evet oğlum öyle. Hay aksi! Tüm bisküviler açılmış, ben bunlarla torunlarıma mozaik pasta yapacaktım. Ah ah yaşlandım iyice. Düzgünce yürüyemiyorum bile.’ Anıl kadının tatlı söylenmelerine gülümseyip tüm poşetleri eline alarak kadının yokuşu inmesine yardım etmiş ve ardından hızlıca iş yerine yol almıştı. Patronunun ona verdiği süre 3 saatti ve yetişmesi için koşması gerekiyordu. Hem de bu soğuk havada!
İş yerine zamanında yetişip tüm çektiklerini patronuna verdikten sonra iki haftanın ardından ilk kez işten erken çıkmış olan Anıl, koltuğuna yayılıp televizyon izlemeye karar vermişti. Normalde bunu yapamazdı, işten geldiğinde o kadar yorgun oluyordu ki hemen uykuya dalıyordu. Güzel bir film bulmak adına kanalları gezinirken ayağında hissettiği soğuklukla ıslanmış çorapları aklına gelmiş hızlıca onları çıkartıp yenilerini giymişti. Keyif yapacağım derken hasta olmayı hiç istemezdi. Televizyona baktığında çalıştığı haber kanalında haberlerin başlamış olduğunu görünce biraz izlemeye karar verdi. Haberde tren raylarına düşen bir çocuğun nasıl kahramanca kurtarıldığı anlatılıyordu. Anıl olayın güzelliğini keyifle dinlerken ekrana kahraman olarak çıkan kişiyi gördüğünde bir süre şaşkınlıkla donup kaldı. Ekranda olan kişi iş arkadaşıydı ve bu olayların yaşandığı zaman yani bundan birkaç saat önce birlikte oturup kahve içtiklerine yemin edebilirdi. Yaşadığı şaşkınlıkla ve olayları anlamaya çalışmakla biraz zaman harcadıktan sonra ekrandaki haberin bitip yenisinin başladığını fark etti. Telefonunu eline alıp telefon rehberinde arkadaşının adının aradı.
‘Merhaba Anıl. Beni gördün mü haberlerde? Harika çıkmamış mıyım?’
‘İyi de biz bugün o saatlerde iş yerinde değil miydik? Aynı anda iki farklı yerde bulunabiliyorsun da benim mi haberim yok.’ Yaşadığı şaşkınlığı şakaya vurarak yansıttığında arkadaşı telefonun karşı tarafında gülmüştü.
‘Sen habere çıkınca patron çağırdı beni, bu kahramanlık için birilerine ihtiyaçları varmış ben de kabul ettim.’
‘Sence bu doğru mu? İnsanlara yalan söylüyoruz resmen.’
‘Aman be Anıl. Ne olacakmış? Herkes aynı şeyi yapıyor.’
Bu durumdan çok rahatsız olan Anıl o günden sonra işe gittiği her an bu tarz olaylarla karşılaştı ve bir süre sonra bir şeyler yapması gerektiğini düşündü. Patronuyla konuşmaya çalışsa da bir işe yaramamış azarlanıp gönderilmişti. En sonunda bu konuda yapacağı son şeyin herkesin üzerinde sözü geçen sunucuyla konuşmak olduğuna karar verdi. Ama bunun için cesaretini toplaması ve kullanacağı kelimeleri dikkatlice seçmesi gerekiyordu.
‘İyi günler Arzu Hanım, bana birkaç dakikanızı ayırabilir misiniz acaba?’ Sunucuyu karşısında gördüğü an ya hep ya hiç diyerek öne atılmış ve konuşmuştu. Biraz daha beklese bunu yapamayabilirdi.
‘Tabii ki buyurun, odama geçelim.’ Kadın kibarca konuşmuş ve elinde tuttuğu kağıtları yanında bekleyen sekreterine vererek odasına girmişti. Ardından da Anıl tabii. Anıl aklında söyleyeceklerini tekrarlarken Arzu hanım karşısında heyecanlı görünen gencin söyleyeceği şeyi merakla bekliyordu.
‘Aslında sizinle bu şekilde konuşmam doğru olur mu bilmiyorum ama bunu daha fazla içimde tutamayacağım sanırım. ‘ Ellerini endişeyle birleştirip şimdiye kadar bu kanalda duyduğu ve tanık olduğu her bir yalanı Arzu hanıma anlattı. Onu ciddiyetle dinleyen Arzu hanım sonrasında, her şeyin farkında olduğunun ancak bunun için ne yapması gerektiğini hiç bilemediğini söyledi. Arzu hanımın en başında bu yalanlara ortak olduğunu ancak sonraları bu yalanlar arttıkça rahatsızlık duyduğunu, yine de bir şey yapmadığını duyan Anıl şaşırsa da uzun zamandır aklında olan planı anlatmaya koyuldu. Bu haber kanalını izleyen bir sürü insan vardı ve o insanların kandırılmasını hiç istemiyordu.
O akşam evinde, televizyonunun önünde haberlerin başlamasını bekleyen Anıl çok heyecanlıydı. Arzu hanım ekranda göründüğünde televizyonun sesini açıp dikkatle dinlemeye koyuldu.
‘İyi akşamlar sevgili izleyenler. Bugün haberlerimize başlamadan önce sizlerden özür dilemek istiyorum. Bugüne kadar yaptığımız haberlerle sizlerin doğru bilgiye ulaşmanızı engellediğim ve bunun bu derece yanlış bir şey olduğunu henüz fark ettiğim için sizlerden içtenlikle özür diliyorum. Bundan sonra yanış bilgiler içeren haberler sunmayacağıma burada sizlerin önünde söz veriyorum. Bu nedenle bugün ki haber bültenimizin sonuna gelmiş bulunmaktayız. Hepinize iyi akşamlar.’
O gün ki konuşmadan sonra kanal yayını kesmiş ve Arzu hanım istifa etmişti. Halkın bir kısmı Arzu hanımı sevmezken büyük bir çoğunluğu böyle güzel bir davranış sergilediği için onu kutluyor böyle bir dürüstlüğün herkeste olması gerektiğini söylüyordu. Bir süre sonra başka kanallardan gelen yoğun isteklerle Arzu hanım yeniden sevdiği mesleği yapmaya başlamış ve Anıl’ı, akıllı genci yanına alıp ona mesleğini nasıl iyi yapabileceğini öğretmeyi teklif etmişti, kendisinin de bu gençten öğrenmesi gereken çok şey olduğunu bilse de. Bu teklifi kabul eden Anıl önceki iş yerinden çok daha hevesli bir şekilde işini yapıyor ve artık evine gittiğinde ne kadar çok yorulduğunu değil ne kadar çok şey öğrendiğini düşünüyordu.
O haber kanalına ne mi oldu? Hiç sormayın…
Aeyna SÖZERİ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder